Türkiye’deki yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) yaşanan ciddi sıkıntılar, sosyal medya platformu X üzerinde paylaşılan bir mesajla gün yüzüne çıktı. Mesaj, yoğun bakım alanında yaşanan trajik durumu gözler önüne serdi. Acil durumlar, trafik kazaları ve diğer akut travmalar nedeniyle yoğun bakıma ihtiyaç duyan sağlıklı bireylerin, tedavi umudu kalmamış kronik hastalar yüzünden yer bulamaması, sağlık sisteminin ciddi bir etik ve yapısal sorunlarını tekrar gündeme taşıdı.
**Akut Travma ile Kronik Hasta Sorunu**
Yoğun bakım ünitelerinin temel amacının “hızlı müdahale ve hayati tehlikeleri atlatma” olduğuna dikkat çeken bu paylaşım, mevcut durumu çarpıcı bir senaryo ile özetliyor. Sağlıklı bir çocuğun, talihsiz bir kaza sonucu acil müdahale gerektirmesine rağmen, yıllardır tedavi umudu kalmamış terminal hastalar nedeniyle tedavi olamaması durumu eleştirildi. İyileşme şansı olmayan hastaların, acil müdahale gerektiren vakaların önünü tıkadığı ve yoğun bakım ünitelerinin uzun süreli bakım alanlarına dönüştüğü ifade edildi.
**Hekimlerin Üzerindeki Ahlaki Yük**
Sorunun yalnızca yatak sayısıyla sınırlı kalmadığı, hekimlerin ciddi bir etik ve hukuki baskı altında olduğunun altı çizildi. Acil serviste görevli bir hekimin, iyileşme ihtimali olmayan bir hastayı tedavi etmekten vazgeçip, kurtarılma ihtimali yüksek bir çocuğu kabul etmeye karar vermesi durumunda karşılaşabileceği olumsuz sonuçlar sorgulandı. Hekimlerin, böyle bir triyaj kararı aldıklarında “katil” yaftasıyla karşılaşma korkusu, medyada linç edilme ve hukuki süreçlerle karşılaşma endişesi, sistemdeki yasal eksiklikleri gözler önüne serdi.
**Çözüm Önerisi: Sağlık Bakanlığı Destekli Trijaj Algoritması**
Yoğun bakım yataklarının büyük bir kısmının, uzun süredir tedavi gören hastalar tarafından işgal edilmemesi gerektiği vurgulandı. Bu sorunun çözümü için bireysel hekim kararlarının yeterli olmadığına inanılıyor. Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, hekimlerin dahi itiraz edemeyeceği, bilimsel ve hukuki zemin üzerine kurulu bir trijaj algoritmasının uygulanması gerektiği belirtildi. Böyle bir algoritmanın, iyileşme şansı sıfır olan hastaların sistemden otomatik olarak çıkarılmasını sağlayarak, kurtarılabilir hastalar için yer açacağı ve hem hastalar hem de sağlık çalışanları için koruma sağlanacağı savunuldu.
Bu durum, sağlık sistemimizin karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden birini gözler önüne seriyor. Sosyal medyada yankı bulan bu feryat, mevcut sorunların daha görünür olmasını sağlarken, acil durumlarda yaşanan sıkıntıları da gündeme getiriyor. Örneğin, kısa bir süre önce Ağrı’da 34 haftalık entübe bir bebeğin, il genelindeki yoğun bakımlarda tek bir boş ventilatör bulunamadığı için başka bir şehre sevk edilmek zorunda kalması gibi acı örnekler, sağlık sistemindeki boşlukları ve eksiklikleri net bir şekilde ortaya koyuyor.